trist mood
kederli ruh hali
trist feeling
kederli his
trist song
kederli şarkı
trist story
kederli hikaye
trist expression
kederli ifade
trist glance
kederli bakış
trist moment
kederli an
trist atmosphere
kederli atmosfer
trist memory
kederli anı
trist scene
kederli sahne
she felt a trist longing for her childhood.
o, çocukluğuna karşı derin bir hüzün hissediyordu.
his trist demeanor made everyone around him feel uneasy.
onun hüzünlü tavırları, çevresindeki herkesi huzursuz hissettirdi.
they shared a trist story about lost love.
kayıp aşka dair hüzünlü bir hikaye paylaştılar.
the painting evoked a trist atmosphere of solitude.
tablo, yalnızlığın hüzünlü bir havasını uyandırdı.
she wrote a trist poem about the passing of time.
zamanın geçişi hakkında hüzünlü bir şiir yazdı.
his trist expression revealed his inner struggles.
onun hüzünlü ifadesi, iç mücadelelerini ortaya çıkardı.
they listened to a trist melody that matched their mood.
ruh hallerine uyan bir hüzünlü melodi dinlediler.
the movie ended on a trist note, leaving the audience in tears.
film, hüzünlü bir notla sona erdi ve izleyicileri gözyaşına boğdu.
her trist thoughts lingered long after the conversation ended.
hüzünlü düşünceleri, konuşma bittikten sonra uzun süre devam etti.
he often reflects on the trist moments of his past.
geçmişinin hüzünlü anlarını sık sık düşünür.
trist mood
kederli ruh hali
trist feeling
kederli his
trist song
kederli şarkı
trist story
kederli hikaye
trist expression
kederli ifade
trist glance
kederli bakış
trist moment
kederli an
trist atmosphere
kederli atmosfer
trist memory
kederli anı
trist scene
kederli sahne
she felt a trist longing for her childhood.
o, çocukluğuna karşı derin bir hüzün hissediyordu.
his trist demeanor made everyone around him feel uneasy.
onun hüzünlü tavırları, çevresindeki herkesi huzursuz hissettirdi.
they shared a trist story about lost love.
kayıp aşka dair hüzünlü bir hikaye paylaştılar.
the painting evoked a trist atmosphere of solitude.
tablo, yalnızlığın hüzünlü bir havasını uyandırdı.
she wrote a trist poem about the passing of time.
zamanın geçişi hakkında hüzünlü bir şiir yazdı.
his trist expression revealed his inner struggles.
onun hüzünlü ifadesi, iç mücadelelerini ortaya çıkardı.
they listened to a trist melody that matched their mood.
ruh hallerine uyan bir hüzünlü melodi dinlediler.
the movie ended on a trist note, leaving the audience in tears.
film, hüzünlü bir notla sona erdi ve izleyicileri gözyaşına boğdu.
her trist thoughts lingered long after the conversation ended.
hüzünlü düşünceleri, konuşma bittikten sonra uzun süre devam etti.
he often reflects on the trist moments of his past.
geçmişinin hüzünlü anlarını sık sık düşünür.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir