unexpressive face
durağan ifade
unexpressive tone
durağan ton
unexpressive gesture
durağan jest
unexpressive eyes
durağan gözler
unexpressive remarks
durağan yorumlar
unexpressive character
durağan karakter
unexpressive smile
durağan gülümseme
unexpressive performance
durağan performans
unexpressive response
durağan tepki
unexpressive demeanor
durağan tavır
the actor's performance was unexpressive, leaving the audience disappointed.
oyuncunun performansı duygu ifade etmediği için izleyiciler hayal kırıklığına uğradı.
her unexpressive face made it hard to tell what she was thinking.
duygusuz yüzü, ne düşündüğünü anlamayı zorlaştırdı.
despite the unexpressive tone, his words carried deep meaning.
duygusuz tonuna rağmen, sözleri derin anlamlar taşıyordu.
the unexpressive landscape was a stark contrast to the vibrant city.
duygusuz manzara, canlı şehirle keskin bir zıtlıktı.
her unexpressive demeanor made her seem cold and distant.
duygusuz tavırları, onu soğuk ve mesafeli görünmesini sağladı.
in meetings, his unexpressive responses often led to misunderstandings.
toplantılarda, duygu ifade etmeyen tepkileri genellikle yanlış anlamalara yol açtı.
the painting's unexpressive style did not resonate with viewers.
tablonun duygu ifade etmeyen tarzı, izleyicilerde yankı uyandırmadı.
she tried to hide her feelings, resulting in an unexpressive smile.
duygularını gizlemeye çalıştı, bunun sonucunda duygu ifade etmeyen bir gülümsemesi oldu.
his unexpressive gaze made it difficult to connect with him.
duygusuz bakışları, onunla bağlantı kurmayı zorlaştırdı.
the robot's unexpressive features made it seem less human.
robotun duygu ifade etmeyen özellikleri, onu daha az insan görünmesini sağladı.
unexpressive face
durağan ifade
unexpressive tone
durağan ton
unexpressive gesture
durağan jest
unexpressive eyes
durağan gözler
unexpressive remarks
durağan yorumlar
unexpressive character
durağan karakter
unexpressive smile
durağan gülümseme
unexpressive performance
durağan performans
unexpressive response
durağan tepki
unexpressive demeanor
durağan tavır
the actor's performance was unexpressive, leaving the audience disappointed.
oyuncunun performansı duygu ifade etmediği için izleyiciler hayal kırıklığına uğradı.
her unexpressive face made it hard to tell what she was thinking.
duygusuz yüzü, ne düşündüğünü anlamayı zorlaştırdı.
despite the unexpressive tone, his words carried deep meaning.
duygusuz tonuna rağmen, sözleri derin anlamlar taşıyordu.
the unexpressive landscape was a stark contrast to the vibrant city.
duygusuz manzara, canlı şehirle keskin bir zıtlıktı.
her unexpressive demeanor made her seem cold and distant.
duygusuz tavırları, onu soğuk ve mesafeli görünmesini sağladı.
in meetings, his unexpressive responses often led to misunderstandings.
toplantılarda, duygu ifade etmeyen tepkileri genellikle yanlış anlamalara yol açtı.
the painting's unexpressive style did not resonate with viewers.
tablonun duygu ifade etmeyen tarzı, izleyicilerde yankı uyandırmadı.
she tried to hide her feelings, resulting in an unexpressive smile.
duygularını gizlemeye çalıştı, bunun sonucunda duygu ifade etmeyen bir gülümsemesi oldu.
his unexpressive gaze made it difficult to connect with him.
duygusuz bakışları, onunla bağlantı kurmayı zorlaştırdı.
the robot's unexpressive features made it seem less human.
robotun duygu ifade etmeyen özellikleri, onu daha az insan görünmesini sağladı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir