unmarriageable status
evlenemeyecek statü
unmarriageable age
evlenemeyecek yaş
unmarriageable traits
evlenemeyecek özellikler
unmarriageable qualities
evlenemeyecek vasıflar
unmarriageable person
evlenemeyen kişi
unmarriageable women
evlenemeyen kadınlar
unmarriageable men
evlenemeyen erkekler
unmarriageable criteria
evlenememe kriterleri
unmarriageable reasons
evlenememe nedenleri
unmarriageable characteristics
evlenemeyecek nitelikler
she was considered unmarriageable due to her past.
Geçmişi nedeniyle evlenemeyeceği düşünülüyordu.
his behavior made him seem unmarriageable.
Davranışları onu evlenemeyecek biri gibi gösteriyordu.
in some cultures, being unmarriageable is a serious stigma.
Bazı kültürlerde evlenememek ciddi bir damga anlamına gelir.
she felt unmarriageable after the divorce.
Boşandıktan sonra evlenemeyeceğini düşündü.
they labeled him as unmarriageable because of his age.
Yaşı nedeniyle onu evlenemeyecek biri olarak etiketlediler.
people often worry about becoming unmarriageable as they age.
İnsanlar yaşlandıkça evlenemez hale gelmekten sıklıkla endişe ederler.
her choices in life made her seem unmarriageable to many.
Hayattaki seçimleri onu pek çok kişinin gözünde evlenemeyecek biri gibi gösterdi.
being unmarriageable can affect one's self-esteem.
Evlenememek kişinin öz saygısını etkileyebilir.
he was labeled unmarriageable by his peers.
Onu akranları evlenemeyecek biri olarak etiketledi.
some believe that education can make one unmarriageable.
Bazıları eğitimin birini evlenemez hale getirebileceğine inanır.
unmarriageable status
evlenemeyecek statü
unmarriageable age
evlenemeyecek yaş
unmarriageable traits
evlenemeyecek özellikler
unmarriageable qualities
evlenemeyecek vasıflar
unmarriageable person
evlenemeyen kişi
unmarriageable women
evlenemeyen kadınlar
unmarriageable men
evlenemeyen erkekler
unmarriageable criteria
evlenememe kriterleri
unmarriageable reasons
evlenememe nedenleri
unmarriageable characteristics
evlenemeyecek nitelikler
she was considered unmarriageable due to her past.
Geçmişi nedeniyle evlenemeyeceği düşünülüyordu.
his behavior made him seem unmarriageable.
Davranışları onu evlenemeyecek biri gibi gösteriyordu.
in some cultures, being unmarriageable is a serious stigma.
Bazı kültürlerde evlenememek ciddi bir damga anlamına gelir.
she felt unmarriageable after the divorce.
Boşandıktan sonra evlenemeyeceğini düşündü.
they labeled him as unmarriageable because of his age.
Yaşı nedeniyle onu evlenemeyecek biri olarak etiketlediler.
people often worry about becoming unmarriageable as they age.
İnsanlar yaşlandıkça evlenemez hale gelmekten sıklıkla endişe ederler.
her choices in life made her seem unmarriageable to many.
Hayattaki seçimleri onu pek çok kişinin gözünde evlenemeyecek biri gibi gösterdi.
being unmarriageable can affect one's self-esteem.
Evlenememek kişinin öz saygısını etkileyebilir.
he was labeled unmarriageable by his peers.
Onu akranları evlenemeyecek biri olarak etiketledi.
some believe that education can make one unmarriageable.
Bazıları eğitimin birini evlenemez hale getirebileceğine inanır.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir