unsetting

[ABD]/ʌnˈsɛtɪŋ/
[İngiltere]/ʌnˈsɛtɪŋ/

Çeviri

n.bir şeyi belirsiz veya dengesiz hale getirme eylemi

İfadeler ve Kalıplar

unsetting sun

ayrılan güneş

unsetting mood

ayrılan ruh hali

unsetting feeling

ayrılan his

unsetting scene

ayrılan sahne

unsetting thought

ayrılan düşünce

unsetting silence

ayrılan sessizlik

unsetting truth

ayrılan gerçek

unsetting dreams

ayrılan rüyalar

unsetting reality

ayrılan gerçeklik

unsetting memories

ayrılan anılar

Örnek Cümleler

the unsetting sun painted the sky in hues of orange and pink.

Gün batımı, gökyüzünü turuncu ve pembe tonlarına boyadı.

she found the unsetting atmosphere in the room quite uncomfortable.

Odadaki rahatsız edici hava, onun için oldukça rahatsız ediciydi.

the unsetting emotions in the film left the audience in tears.

Filmdeki rahatsız edici duygular, izleyicileri gözyaşına boğdu.

his unsetting behavior raised concerns among his friends.

Onun rahatsız edici davranışları, arkadaşları arasında endişe yarattı.

the unsetting news about the storm made everyone anxious.

Fırtına hakkındaki rahatsız edici haber, herkesi endişelendirdi.

there was an unsetting silence after the announcement.

Duyurudan sonra rahatsız edici bir sessizlik oldu.

her unsetting thoughts kept her awake at night.

Onun rahatsız edici düşünceleri onu gece uykusuz bıraktı.

the unsetting landscape reminded him of his childhood fears.

Rahatsız edici manzara, onu çocukluk korkularını hatırlattı.

he felt an unsetting chill run down his spine.

Omurgasının aşağısından rahatsız edici bir ürperti hissetti.

the unsetting questions lingered in her mind.

Rahatsız edici sorular aklında kaldı.

Popüler Kelimeler

Sıkça aranan kelimeleri keşfedin

Tüm İçeriğin Kilidini Açmak İçin Uygulamayı İndirin

Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!

DictoGo'yu Hemen İndir