untrodden path
geçilmemiş yol
untrodden ground
geçilmemiş toprak
untrodden territory
geçilmemiş topraklar
untrodden ways
geçilmemiş yollar
untrodden fields
geçilmemiş tarlalar
untrodden regions
geçilmemiş bölgeler
untrodden areas
geçilmemiş alanlar
untrodden places
geçilmemiş yerler
untrodden routes
geçilmemiş rotalar
untrodden landscapes
geçilmemiş manzaralar
the explorer ventured into untrodden territories.
kaşif daha önce keşfedilmemiş topraklara yelken açtı.
she found beauty in the untrodden paths of the forest.
ormanın daha önce izlenmemiş yollarında güzellik buldu.
his ideas were considered untrodden ground in the field of science.
bilim alanında fikirleri daha önce işlenmemiş bir alan olarak kabul edildi.
they discovered an untrodden beach hidden from tourists.
turistlerden gizlenmiş keşfedilmemiş bir plaj keşfettiler.
walking through untrodden snow felt magical.
daha önce izlenmemiş karda yürümek büyülü hissettirdi.
the artist drew inspiration from untrodden landscapes.
sanatçı keşfedilmemiş manzaralardan ilham aldı.
he wrote about untrodden philosophies in his book.
kitabında daha önce işlenmemiş felsefeler hakkında yazdı.
they trekked through untrodden mountains to reach the summit.
zirveye ulaşmak için daha önce keşfedilmemiş dağlarda yürüyüş yaptılar.
the journey to the untrodden valley was challenging.
keşfedilmemiş vadiye yapılan yolculuk zordu.
untrodden paths often lead to unexpected discoveries.
daha önce izlenmemiş yollar genellikle beklenmedik keşiflere yol açar.
untrodden path
geçilmemiş yol
untrodden ground
geçilmemiş toprak
untrodden territory
geçilmemiş topraklar
untrodden ways
geçilmemiş yollar
untrodden fields
geçilmemiş tarlalar
untrodden regions
geçilmemiş bölgeler
untrodden areas
geçilmemiş alanlar
untrodden places
geçilmemiş yerler
untrodden routes
geçilmemiş rotalar
untrodden landscapes
geçilmemiş manzaralar
the explorer ventured into untrodden territories.
kaşif daha önce keşfedilmemiş topraklara yelken açtı.
she found beauty in the untrodden paths of the forest.
ormanın daha önce izlenmemiş yollarında güzellik buldu.
his ideas were considered untrodden ground in the field of science.
bilim alanında fikirleri daha önce işlenmemiş bir alan olarak kabul edildi.
they discovered an untrodden beach hidden from tourists.
turistlerden gizlenmiş keşfedilmemiş bir plaj keşfettiler.
walking through untrodden snow felt magical.
daha önce izlenmemiş karda yürümek büyülü hissettirdi.
the artist drew inspiration from untrodden landscapes.
sanatçı keşfedilmemiş manzaralardan ilham aldı.
he wrote about untrodden philosophies in his book.
kitabında daha önce işlenmemiş felsefeler hakkında yazdı.
they trekked through untrodden mountains to reach the summit.
zirveye ulaşmak için daha önce keşfedilmemiş dağlarda yürüyüş yaptılar.
the journey to the untrodden valley was challenging.
keşfedilmemiş vadiye yapılan yolculuk zordu.
untrodden paths often lead to unexpected discoveries.
daha önce izlenmemiş yollar genellikle beklenmedik keşiflere yol açar.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir