unweddedly

[ABD]/ʌnˈwedɪdli/
[İngiltere]/ʌnˈwɛdɪdli/

Çeviri

adv. evlenmeden; evli olmaksızın

İfadeler ve Kalıplar

unweddedly single

Turkish_translation

remained unweddedly

Turkish_translation

unweddedly content

Turkish_translation

lived unweddedly

Turkish_translation

unweddedly independent

Turkish_translation

chose unweddedly

Turkish_translation

unweddedly free

Turkish_translation

stayed unweddedly

Turkish_translation

unweddedly bold

Turkish_translation

unweddedly happy

Turkish_translation

Örnek Cümleler

she chose to live unweddedly, prioritizing her career and personal growth.

Kariyerini ve kişisel gelişimini öncelikle seçerek evli olmamayı tercih etti.

many modern couples are choosing to form relationships unweddedly, challenging traditional norms.

Birçok modern çift, geleneksel normları zorlayarak evli olmaksızın ilişkiler kurmayı tercih ediyor.

the protagonist in the novel decided to remain unweddedly throughout her life.

Kitabın ana karakteri, hayatının boyunca evli olmamayı kararlaştırdı.

they are raising their children unweddedly in a loving and supportive home.

Onlar, sevgi dolu ve destekleyici bir evde çocuklarını evli olmaksızın yetiştiriyor.

he has always embraced freedom unweddedly, never feeling the need to marry.

O, asla evlenme ihtiyacı duymadan özgürce yaşamayı her zaman benimsemiştir.

the character's journey through life unweddedly becomes the central theme of the story.

Karakterin evli olmaksızın yaşadığı yol, hikâyenin merkezi temalardan biri oluyor.

she navigated the complexities of adulthood unweddedly, finding fulfillment in her career.

O, kariyerinde tatmin bularak yetişkinliğin karmaşık yönlerini evli olmaksızın yönetti.

the couple decided to build a life unweddedly, pursuing their individual dreams together.

Bu çift, bireysel hayallerini birlikte gerçekleştirmek için evli olmaksızın bir hayat kurmaya karar verdi.

he chose to pursue happiness unweddedly, believing fulfillment comes in many forms.

O, mutluluğu evli olmaksızın aramayı seçti çünkü tatminin birçok şekli olduğunu düşünüyordu.

the documentary explores how individuals can define themselves unweddedly in a marriage-oriented society.

Doküman, evlilik odaklı bir toplumda bireylerin evli olmaksızın kendilerini nasıl tanımlayabileceğini inceliyor.

she maintained her independence unweddedly, refusing to compromise her values for tradition.

O, gelenek için değerlerini ödün vermekten kaçınarak evli olmaksızın bağımsızlığını korudu.

the author challenges readers to reconsider expectations by living unweddedly.

Yazar, okuyucuları evli olmaksızın yaşamakla beklentilerini yeniden düşünmeye zorluyor.

Popüler Kelimeler

Sıkça aranan kelimeleri keşfedin

Tüm İçeriğin Kilidini Açmak İçin Uygulamayı İndirin

Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!

DictoGo'yu Hemen İndir