Travel upriver
Yukarıya doğru seyahat et
The boat slowly made its way upriver.
Tekne yavaşça nehir boyunca ilerledi.
They decided to explore the upriver region.
Yukarı akış bölgesini keşfetmeye karar verdiler.
Fishermen often travel upriver to find better fishing spots.
Balıkçılar genellikle daha iyi balıkçılık alanları bulmak için nehir boyunca seyahat ederler.
The upriver journey was challenging but rewarding.
Yukarı akış yolculuğu zorlayıcı ama ödüllendiriciydi.
The upriver village was isolated from the rest of the world.
Yukarıdaki köy, dünyanın geri kalanından izoleydi.
The pollution from the city flowed upriver, affecting the water quality downstream.
Şehrin kirliliği yukarı akışa doğru aktı ve aşağı yöndeki su kalitesini etkiledi.
The upriver community relied on fishing for their livelihood.
Yukarıdaki topluluk, geçimlerini sağlamak için balıkçılığa bağımlıydı.
The upriver area is known for its scenic beauty.
Yukarıdaki bölge, doğal güzelliği ile bilinir.
The upriver current was too strong for the small boat to navigate.
Yukarıdaki akıntı, küçük tekne için çok güçlüydü.
The upriver expedition was led by an experienced guide.
Yukarıdaki sefer, deneyimli bir rehber tarafından yönetildi.
Travel upriver
Yukarıya doğru seyahat et
The boat slowly made its way upriver.
Tekne yavaşça nehir boyunca ilerledi.
They decided to explore the upriver region.
Yukarı akış bölgesini keşfetmeye karar verdiler.
Fishermen often travel upriver to find better fishing spots.
Balıkçılar genellikle daha iyi balıkçılık alanları bulmak için nehir boyunca seyahat ederler.
The upriver journey was challenging but rewarding.
Yukarı akış yolculuğu zorlayıcı ama ödüllendiriciydi.
The upriver village was isolated from the rest of the world.
Yukarıdaki köy, dünyanın geri kalanından izoleydi.
The pollution from the city flowed upriver, affecting the water quality downstream.
Şehrin kirliliği yukarı akışa doğru aktı ve aşağı yöndeki su kalitesini etkiledi.
The upriver community relied on fishing for their livelihood.
Yukarıdaki topluluk, geçimlerini sağlamak için balıkçılığa bağımlıydı.
The upriver area is known for its scenic beauty.
Yukarıdaki bölge, doğal güzelliği ile bilinir.
The upriver current was too strong for the small boat to navigate.
Yukarıdaki akıntı, küçük tekne için çok güçlüydü.
The upriver expedition was led by an experienced guide.
Yukarıdaki sefer, deneyimli bir rehber tarafından yönetildi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir