| Plural | waverings |
wavering voice
Türkçe_çeviri
wavering confidence
Türkçe_çeviri
wavering slightly
Türkçe_çeviri
wavering hand
Türkçe_çeviri
wavering support
Türkçe_çeviri
wavering belief
Türkçe_çeviri
wavering gaze
Türkçe_çeviri
wavering line
Türkçe_çeviri
wavering resolve
Türkçe_çeviri
wavering future
Türkçe_çeviri
the candle's flame was wavering in the breeze.
mum alevi rüzgarda titriyordu.
his voice was wavering with emotion as he spoke.
sesi konuşurken duygularla titriyordu.
she had a wavering commitment to the project.
proje için titrek bir bağlılığı vardı.
the stock market experienced a wavering performance today.
borsa bugün inişli çıkışlı bir performans sergiledi.
his gaze was wavering between the two paintings.
gözleri iki tablo arasında geziniyordu.
the company's support for the initiative was wavering.
şirketin girişime olan desteği azalmaya başlamıştı.
a wavering line of traffic stretched down the highway.
otoyolu boyunca inişli çıkışlı bir trafik akışı uzanıyordu.
he gave a wavering smile, unsure of himself.
kendine emin olmayan bir şekilde titrek bir gülümseme verdi.
the politician's wavering stance on the issue angered voters.
politisyenin konu hakkındaki titrek tutumu seçmenleri öfkelendirdi.
the child's wavering enthusiasm faded as the day wore on.
çocuğun titrek hevesi gün ilerledikçe azaldı.
the old building's facade was wavering and cracked.
eski binanın cephesi titrek ve çatlaklıydı.
wavering voice
Türkçe_çeviri
wavering confidence
Türkçe_çeviri
wavering slightly
Türkçe_çeviri
wavering hand
Türkçe_çeviri
wavering support
Türkçe_çeviri
wavering belief
Türkçe_çeviri
wavering gaze
Türkçe_çeviri
wavering line
Türkçe_çeviri
wavering resolve
Türkçe_çeviri
wavering future
Türkçe_çeviri
the candle's flame was wavering in the breeze.
mum alevi rüzgarda titriyordu.
his voice was wavering with emotion as he spoke.
sesi konuşurken duygularla titriyordu.
she had a wavering commitment to the project.
proje için titrek bir bağlılığı vardı.
the stock market experienced a wavering performance today.
borsa bugün inişli çıkışlı bir performans sergiledi.
his gaze was wavering between the two paintings.
gözleri iki tablo arasında geziniyordu.
the company's support for the initiative was wavering.
şirketin girişime olan desteği azalmaya başlamıştı.
a wavering line of traffic stretched down the highway.
otoyolu boyunca inişli çıkışlı bir trafik akışı uzanıyordu.
he gave a wavering smile, unsure of himself.
kendine emin olmayan bir şekilde titrek bir gülümseme verdi.
the politician's wavering stance on the issue angered voters.
politisyenin konu hakkındaki titrek tutumu seçmenleri öfkelendirdi.
the child's wavering enthusiasm faded as the day wore on.
çocuğun titrek hevesi gün ilerledikçe azaldı.
the old building's facade was wavering and cracked.
eski binanın cephesi titrek ve çatlaklıydı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir