| Plural | wholesomenesses |
The wholesomeness of the meal made everyone feel satisfied.
Yemeğin bütünselliği herkesi memnun etti.
She exudes wholesomeness in everything she does.
Her yaptığında bütünsellik yayıyor.
The wholesomeness of the relationship between the two characters was heartwarming.
İki karakter arasındaki ilişkinin bütünselliği yürek ısıtıcıydı.
The wholesomeness of nature brings a sense of peace and tranquility.
Doğanın bütünselliği huzur ve dinginlik hissi verir.
The wholesomeness of the community was evident in their support for each other.
Topluluğun bütünselliği, birbirlerine verdikleri destekle belirgindi.
The wholesomeness of the movie's message resonated with audiences of all ages.
Filmin mesajının bütünselliği, her yaştan izleyiciyle yankılandı.
Her smile radiated wholesomeness and kindness.
Gülüşü bütünsellik ve nezaket yayıyordu.
The wholesomeness of the ingredients used in the dish made it a nutritious meal.
Yemeğe kullanılan malzemelerin bütünselliği onu besleyici bir öğün haline getirdi.
The wholesomeness of the environment in the park made it a popular spot for families.
Parktaki çevrenin bütünselliği onu aileler için popüler bir yer haline getirdi.
The wholesomeness of their friendship was evident in the way they supported each other through tough times.
Onların arkadaşlığının bütünselliği, zor zamanlarda birbirlerini nasıl destekledikleriyle belirgindi.
The wholesomeness of the meal made everyone feel satisfied.
Yemeğin bütünselliği herkesi memnun etti.
She exudes wholesomeness in everything she does.
Her yaptığında bütünsellik yayıyor.
The wholesomeness of the relationship between the two characters was heartwarming.
İki karakter arasındaki ilişkinin bütünselliği yürek ısıtıcıydı.
The wholesomeness of nature brings a sense of peace and tranquility.
Doğanın bütünselliği huzur ve dinginlik hissi verir.
The wholesomeness of the community was evident in their support for each other.
Topluluğun bütünselliği, birbirlerine verdikleri destekle belirgindi.
The wholesomeness of the movie's message resonated with audiences of all ages.
Filmin mesajının bütünselliği, her yaştan izleyiciyle yankılandı.
Her smile radiated wholesomeness and kindness.
Gülüşü bütünsellik ve nezaket yayıyordu.
The wholesomeness of the ingredients used in the dish made it a nutritious meal.
Yemeğe kullanılan malzemelerin bütünselliği onu besleyici bir öğün haline getirdi.
The wholesomeness of the environment in the park made it a popular spot for families.
Parktaki çevrenin bütünselliği onu aileler için popüler bir yer haline getirdi.
The wholesomeness of their friendship was evident in the way they supported each other through tough times.
Onların arkadaşlığının bütünselliği, zor zamanlarda birbirlerini nasıl destekledikleriyle belirgindi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir