worldlier wisdom
Dünyevi bilgelik
more worldlier
Daha dünyaevi
worldlier goods
Dünyaevi mallar
becoming worldlier
Dünyaevi olmak
worldlier views
Dünyaevi görüşler
a worldlier person
Bir dünyaevi kişi
seemed worldlier
Daha dünyaevi gibi görünüyordu
worldlier ways
Dünyaevi yollar
living worldlier
Dünyaevi yaşamak
worldlier ambitions
Dünyaevi amacılar
she became worldlier after traveling abroad for a year.
Dünyaya açılan bir yıl boyunca yurtdışında seyahat etmesiyle daha dünya bilmiş hale geldi.
his worldlier perspective helped him navigate the business deal.
Daha dünya bilmiş bir bakış açısı, iş anlaşmasını yönetmesine yardımcı oldu.
the film offered a worldlier view of the city than i expected.
Film, beklentilerimden daha dünya bilmiş bir şehir görüşü sunuyor.
he adopted a more worldlier attitude towards money.
O, para konusunda daha dünya bilmiş bir tutum benimsedi.
the experience made her more worldlier and less naive.
Bu deneyim, onu daha dünya bilmiş ve daha naif olmayan biri yaptı.
a worldlier understanding of politics is crucial for success.
Politikaya daha dünya bilmiş bir anlayış, başarı için kritik öneme sahiptir.
the novel portrays a worldlier society than the one she knew.
Şu roman, onun bildiği toplumdan daha dünya bilmiş bir toplum tasvir ediyor.
he gave worldlier advice based on his years of experience.
Yılların deneyimine dayanarak daha dünya bilmiş tavsiyeler verdi.
she developed a worldlier outlook on life after university.
Üniversite sonrası yaşamla ilgili daha dünya bilmiş bir bakış açısı geliştirdi.
the journalist presented a worldlier analysis of the situation.
Yazar, durumla ilgili daha dünya bilmiş bir analiz sunuyor.
living in a big city made him more worldlier.
Büyük bir şehirde yaşamak onu daha dünya bilmiş yaptı.
worldlier wisdom
Dünyevi bilgelik
more worldlier
Daha dünyaevi
worldlier goods
Dünyaevi mallar
becoming worldlier
Dünyaevi olmak
worldlier views
Dünyaevi görüşler
a worldlier person
Bir dünyaevi kişi
seemed worldlier
Daha dünyaevi gibi görünüyordu
worldlier ways
Dünyaevi yollar
living worldlier
Dünyaevi yaşamak
worldlier ambitions
Dünyaevi amacılar
she became worldlier after traveling abroad for a year.
Dünyaya açılan bir yıl boyunca yurtdışında seyahat etmesiyle daha dünya bilmiş hale geldi.
his worldlier perspective helped him navigate the business deal.
Daha dünya bilmiş bir bakış açısı, iş anlaşmasını yönetmesine yardımcı oldu.
the film offered a worldlier view of the city than i expected.
Film, beklentilerimden daha dünya bilmiş bir şehir görüşü sunuyor.
he adopted a more worldlier attitude towards money.
O, para konusunda daha dünya bilmiş bir tutum benimsedi.
the experience made her more worldlier and less naive.
Bu deneyim, onu daha dünya bilmiş ve daha naif olmayan biri yaptı.
a worldlier understanding of politics is crucial for success.
Politikaya daha dünya bilmiş bir anlayış, başarı için kritik öneme sahiptir.
the novel portrays a worldlier society than the one she knew.
Şu roman, onun bildiği toplumdan daha dünya bilmiş bir toplum tasvir ediyor.
he gave worldlier advice based on his years of experience.
Yılların deneyimine dayanarak daha dünya bilmiş tavsiyeler verdi.
she developed a worldlier outlook on life after university.
Üniversite sonrası yaşamla ilgili daha dünya bilmiş bir bakış açısı geliştirdi.
the journalist presented a worldlier analysis of the situation.
Yazar, durumla ilgili daha dünya bilmiş bir analiz sunuyor.
living in a big city made him more worldlier.
Büyük bir şehirde yaşamak onu daha dünya bilmiş yaptı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir