discriminates against
ayırımla yapar
discriminates based
temelde ayrım yapar
discriminates by
ile ayrım yapar
discriminates between
arasında ayrım yapar
discriminates on
üzerine ayrım yapar
discriminates solely
sadece ayrım yapar
discriminates unfairly
adaletsizce ayrım yapar
discriminates consistently
tutarlı bir şekilde ayrım yapar
discriminates legally
yasal olarak ayrım yapar
discriminates subtly
ince bir şekilde ayrım yapar
he discriminates between right and wrong very clearly.
o doğru ile yanlışı çok net bir şekilde ayırıyor.
the law discriminates against certain groups.
kanun belirli gruplara karşı ayrımcılık yapıyor.
she discriminates based on personal preferences.
o kişisel tercihlere göre ayrım yapıyor.
the teacher discriminates fairly among students.
öğretmen öğrenciler arasında adil bir şekilde ayrım yapıyor.
it is wrong to discriminate against anyone.
herkese karşı ayrımcılık yapmak yanlıştır.
he discriminates well in his choice of music.
o müzik seçiminde iyi bir şekilde ayrım yapıyor.
she discriminates between different types of art.
o farklı sanat türleri arasında ayrım yapıyor.
some software discriminates based on user behavior.
bazı yazılımlar kullanıcı davranışına göre ayrım yapıyor.
the policy discriminates against older employees.
bu politika yaşlı çalışanlara karşı ayrımcılık yapıyor.
he discriminates effectively when hiring new staff.
o yeni personel işe alırken etkili bir şekilde ayrım yapıyor.
discriminates against
ayırımla yapar
discriminates based
temelde ayrım yapar
discriminates by
ile ayrım yapar
discriminates between
arasında ayrım yapar
discriminates on
üzerine ayrım yapar
discriminates solely
sadece ayrım yapar
discriminates unfairly
adaletsizce ayrım yapar
discriminates consistently
tutarlı bir şekilde ayrım yapar
discriminates legally
yasal olarak ayrım yapar
discriminates subtly
ince bir şekilde ayrım yapar
he discriminates between right and wrong very clearly.
o doğru ile yanlışı çok net bir şekilde ayırıyor.
the law discriminates against certain groups.
kanun belirli gruplara karşı ayrımcılık yapıyor.
she discriminates based on personal preferences.
o kişisel tercihlere göre ayrım yapıyor.
the teacher discriminates fairly among students.
öğretmen öğrenciler arasında adil bir şekilde ayrım yapıyor.
it is wrong to discriminate against anyone.
herkese karşı ayrımcılık yapmak yanlıştır.
he discriminates well in his choice of music.
o müzik seçiminde iyi bir şekilde ayrım yapıyor.
she discriminates between different types of art.
o farklı sanat türleri arasında ayrım yapıyor.
some software discriminates based on user behavior.
bazı yazılımlar kullanıcı davranışına göre ayrım yapıyor.
the policy discriminates against older employees.
bu politika yaşlı çalışanlara karşı ayrımcılık yapıyor.
he discriminates effectively when hiring new staff.
o yeni personel işe alırken etkili bir şekilde ayrım yapıyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir