| Present Participle | gripping |
grip strength
tutma gücü
hand grip
el tutuşu
the paralysis gripping the country.
ülkeyi kasıp kavuran felç.
a gripping political thriller
sürükleyici bir siyasi gerilim.
this gripping race still offers the opportunity to dislodge the leader.
bu heyecan verici yarış, hala lideri yerinden etme fırsatı sunuyor.
The play was so gripping that the audience quickly-fied with the actors.
Oyun o kadar sürükleyiciydi ki, seyirciler oyuncularla hemen bütünleşti.
Pliers for gripping and manipulating.
Sıkma ve manevra yapmak için el aletleri.
Mr Glenny is gripping on the interplay between state power and criminality.
Bay Glenny, devlet gücü ve suç arasındaki etkileşimi yakalıyor.
Hall skilfully weaves the historical research into a gripping narrative.
Hall, tarihi araştırmayı ustalıkla sürükleyici bir anlatıya işliyor.
grip strength
tutma gücü
hand grip
el tutuşu
the paralysis gripping the country.
ülkeyi kasıp kavuran felç.
a gripping political thriller
sürükleyici bir siyasi gerilim.
this gripping race still offers the opportunity to dislodge the leader.
bu heyecan verici yarış, hala lideri yerinden etme fırsatı sunuyor.
The play was so gripping that the audience quickly-fied with the actors.
Oyun o kadar sürükleyiciydi ki, seyirciler oyuncularla hemen bütünleşti.
Pliers for gripping and manipulating.
Sıkma ve manevra yapmak için el aletleri.
Mr Glenny is gripping on the interplay between state power and criminality.
Bay Glenny, devlet gücü ve suç arasındaki etkileşimi yakalıyor.
Hall skilfully weaves the historical research into a gripping narrative.
Hall, tarihi araştırmayı ustalıkla sürükleyici bir anlatıya işliyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir