illumines the night
geceyi aydınlatır
illumines the path
yolu aydınlatır
illumines the room
odayı aydınlatır
illumines the scene
sahneyi aydınlatır
illumines the sky
gökyüzünü aydınlatır
illumines the way
yolunu aydınlatır
illumines the artwork
sanat eserini aydınlatır
illumines the garden
bahçeyi aydınlatır
illumines the landscape
manzarayı aydınlatır
illumines the stage
sahneyi aydınlatır
the streetlight illumines the path at night.
sokak lambası, gece yolu aydınlatır.
the artist's painting illumines the beauty of nature.
sanatçının tablosu, doğanın güzelliğini aydınlatır.
the sun illumines the sky with vibrant colors at dawn.
güneş, şafağda canlı renklerle gökyüzünü aydınlatır.
her smile illumines the room.
gülüşü odayı aydınlatır.
the candlelight illumines the dinner table.
mum ışığı, yemek masasını aydınlatır.
the lighthouse illumines the coast for passing ships.
deniz feneri, geçen gemiler için sahili aydınlatır.
his knowledge illumines the minds of his students.
bilgisi öğrencilerin zihinlerini aydınlatır.
the moon illumines the dark forest.
ay, karanlık ormanı aydınlatır.
her insights illumines the discussion.
görüşleri tartışmayı aydınlatır.
the fireworks illumines the night sky.
havai fişekler, gece gökyüzünü aydınlatır.
illumines the night
geceyi aydınlatır
illumines the path
yolu aydınlatır
illumines the room
odayı aydınlatır
illumines the scene
sahneyi aydınlatır
illumines the sky
gökyüzünü aydınlatır
illumines the way
yolunu aydınlatır
illumines the artwork
sanat eserini aydınlatır
illumines the garden
bahçeyi aydınlatır
illumines the landscape
manzarayı aydınlatır
illumines the stage
sahneyi aydınlatır
the streetlight illumines the path at night.
sokak lambası, gece yolu aydınlatır.
the artist's painting illumines the beauty of nature.
sanatçının tablosu, doğanın güzelliğini aydınlatır.
the sun illumines the sky with vibrant colors at dawn.
güneş, şafağda canlı renklerle gökyüzünü aydınlatır.
her smile illumines the room.
gülüşü odayı aydınlatır.
the candlelight illumines the dinner table.
mum ışığı, yemek masasını aydınlatır.
the lighthouse illumines the coast for passing ships.
deniz feneri, geçen gemiler için sahili aydınlatır.
his knowledge illumines the minds of his students.
bilgisi öğrencilerin zihinlerini aydınlatır.
the moon illumines the dark forest.
ay, karanlık ormanı aydınlatır.
her insights illumines the discussion.
görüşleri tartışmayı aydınlatır.
the fireworks illumines the night sky.
havai fişekler, gece gökyüzünü aydınlatır.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir