his incommunicativeness
onların iletişimsizliği
her incommunicativeness
onların iletişimsizliği
total incommunicativeness
onların iletişimsizliği
emotional incommunicativeness
iletişimsizlik büyüyor
increasing incommunicativeness
iletişimsizlik zarar veriyor
extreme incommunicativeness
iletişimsizlik devam ediyor
strange incommunicativeness
iletişimsizlik sorunlara neden oluyor
patient's incommunicativeness
child's incommunicativeness
persistent incommunicativeness
the social incommunicativeness between the two communities has led to widespread misunderstanding.
toplantılardaki iletişim eksikliği işbirliğini zorlaştırdı.
his emotional incommunicativeness made it difficult for his therapist to help him.
aniden ortaya çıkan iletişim eksikliği takımdaki herkesi endişelendirdi.
cultural incommunicativeness often occurs when people from different backgrounds try to collaborate.
onun iletişim eksikliğini kibirle karıştırdılar.
the linguistic incommunicativeness between the negotiators stalled the peace talks.
süreçli iletişim eksikliği, en yakın arkadaşlıkları bile yıpratabilir.
digital incommunicativeness has become a serious problem in our increasingly online world.
performans değerlendirmesinde onun iletişim eksikliğine değindik.
political incommunicativeness between the parties prevented any meaningful legislation.
onun iletişim eksikliği etkili liderlik için bir engeldi.
their interpersonal incommunicativeness was evident during the family dinner.
tartışmadan sonra, onun iletişim eksikliği bir cezalandırma gibiydi.
the complete incommunicativeness of the suspect baffled the detectives.
danışman, onun iletişim eksikliğinin üstesinden gelmesine yardımcı oldu.
her profound incommunicativeness stemmed from childhood trauma.
krizde iletişim eksikliği pahalı hatalara yol açabilir.
the willful incommunicativeness of the ceo angered shareholders.
onun iletişim eksikliği, ne kadar stresli olduğunu gizledi.
mutual incommunicativeness between the departments resulted in project delays.
son tarihler yaklaştığında sürekli bir iletişim eksikliği örüntüsü fark ettik.
chronic incommunicativeness can damage relationships beyond repair.
onun iletişim eksikliği küçük sorunların erken çözülmesini engelledi.
his incommunicativeness
onların iletişimsizliği
her incommunicativeness
onların iletişimsizliği
total incommunicativeness
onların iletişimsizliği
emotional incommunicativeness
iletişimsizlik büyüyor
increasing incommunicativeness
iletişimsizlik zarar veriyor
extreme incommunicativeness
iletişimsizlik devam ediyor
strange incommunicativeness
iletişimsizlik sorunlara neden oluyor
patient's incommunicativeness
child's incommunicativeness
persistent incommunicativeness
the social incommunicativeness between the two communities has led to widespread misunderstanding.
toplantılardaki iletişim eksikliği işbirliğini zorlaştırdı.
his emotional incommunicativeness made it difficult for his therapist to help him.
aniden ortaya çıkan iletişim eksikliği takımdaki herkesi endişelendirdi.
cultural incommunicativeness often occurs when people from different backgrounds try to collaborate.
onun iletişim eksikliğini kibirle karıştırdılar.
the linguistic incommunicativeness between the negotiators stalled the peace talks.
süreçli iletişim eksikliği, en yakın arkadaşlıkları bile yıpratabilir.
digital incommunicativeness has become a serious problem in our increasingly online world.
performans değerlendirmesinde onun iletişim eksikliğine değindik.
political incommunicativeness between the parties prevented any meaningful legislation.
onun iletişim eksikliği etkili liderlik için bir engeldi.
their interpersonal incommunicativeness was evident during the family dinner.
tartışmadan sonra, onun iletişim eksikliği bir cezalandırma gibiydi.
the complete incommunicativeness of the suspect baffled the detectives.
danışman, onun iletişim eksikliğinin üstesinden gelmesine yardımcı oldu.
her profound incommunicativeness stemmed from childhood trauma.
krizde iletişim eksikliği pahalı hatalara yol açabilir.
the willful incommunicativeness of the ceo angered shareholders.
onun iletişim eksikliği, ne kadar stresli olduğunu gizledi.
mutual incommunicativeness between the departments resulted in project delays.
son tarihler yaklaştığında sürekli bir iletişim eksikliği örüntüsü fark ettik.
chronic incommunicativeness can damage relationships beyond repair.
onun iletişim eksikliği küçük sorunların erken çözülmesini engelledi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir