luminesced brightly
parlak bir şekilde parladı
luminesced softly
yumuşak bir şekilde parladı
luminesced at night
gece parladı
luminesced in darkness
karanlıkta parladı
luminesced under uv
uv ışığı altında parladı
luminesced with color
renkli bir şekilde parladı
luminesced faintly
soluk bir şekilde parladı
luminesced in water
suda parladı
luminesced during dusk
akşam alacakaranlığında parladı
luminesced for hours
saatlerce parladı
the stars luminesced brightly in the night sky.
yıldızlar gece gökyüzünde parlak bir şekilde parıldadı.
the jellyfish luminesced in the dark waters.
denizanası karanlık sularda parladı.
the fireflies luminesced in the garden at dusk.
ateş böcekleri gün batımında bahçede parladı.
the glow from the campfire luminesced our faces.
kamp ateşinin parıltısı yüzlerimizi aydınlattı.
as the sun set, the horizon luminesced with colors.
güneş batarken, ufuk renklerle parladı.
the minerals in the cave luminesced under uv light.
mağaradaki mineraller ultraviyole ışık altında parladı.
the painting luminesced under the gallery lights.
tablo galeri ışıklarının altında parladı.
the crystals luminesced when exposed to heat.
kristaller ısıya maruz kaldıklarında parladı.
her eyes luminesced with excitement as she spoke.
konuşurken gözleri heyecanla parladı.
the mushrooms luminesced in the forest at night.
mantarlar gece ormanda parladı.
luminesced brightly
parlak bir şekilde parladı
luminesced softly
yumuşak bir şekilde parladı
luminesced at night
gece parladı
luminesced in darkness
karanlıkta parladı
luminesced under uv
uv ışığı altında parladı
luminesced with color
renkli bir şekilde parladı
luminesced faintly
soluk bir şekilde parladı
luminesced in water
suda parladı
luminesced during dusk
akşam alacakaranlığında parladı
luminesced for hours
saatlerce parladı
the stars luminesced brightly in the night sky.
yıldızlar gece gökyüzünde parlak bir şekilde parıldadı.
the jellyfish luminesced in the dark waters.
denizanası karanlık sularda parladı.
the fireflies luminesced in the garden at dusk.
ateş böcekleri gün batımında bahçede parladı.
the glow from the campfire luminesced our faces.
kamp ateşinin parıltısı yüzlerimizi aydınlattı.
as the sun set, the horizon luminesced with colors.
güneş batarken, ufuk renklerle parladı.
the minerals in the cave luminesced under uv light.
mağaradaki mineraller ultraviyole ışık altında parladı.
the painting luminesced under the gallery lights.
tablo galeri ışıklarının altında parladı.
the crystals luminesced when exposed to heat.
kristaller ısıya maruz kaldıklarında parladı.
her eyes luminesced with excitement as she spoke.
konuşurken gözleri heyecanla parladı.
the mushrooms luminesced in the forest at night.
mantarlar gece ormanda parladı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir