| Present Participle | shambling |
| Plural | shamblings |
Soon there were also flagstones beneath his shambling feet, uneven, fractured stone that nonetheless caught the light of the lantern-sphere with strange opalescence.
Kısa süre sonra ayaklarının altında düzensiz, kırık ve tuhaf opalesansıyla fener küresinin ışığını yakalayan bayrak taşları da vardı.
Kit was a shockheaded shambling awkward lad with an uncommonly wide mouth, very red cheeks, a turned-up nose.
Kit, başı şoklu, sendeleyerek yürüyen, sakar bir delikanlıydı; alışılmadık derecede geniş ağzı, çok kırmızı yanakları ve yukarı doğru dönük bir burunu vardı.
The zombie was shambling towards the group of survivors.
Zombi, hayatta kalanların grubuna doğru sendeleyerek ilerliyordu.
He walked with a shambling gait, his feet dragging on the ground.
Ayakları yere sürüklenerek sendeleyerek yürüdü.
The old man shuffled along in a shambling manner.
Yaşlı adam sendeleyerek yavaşça ilerliyordu.
The drunk man stumbled out of the bar in a shambling state.
Sarhoş adam sendeleyerek bardan çıktı.
The monster's movements were slow and shambling.
Canavarın hareketleri yavaş ve sendeleme şeklindeydi.
She watched the shambling figure approach with trepidation.
Sendeleyen figürün yaklaşımını korkuyla izledi.
The injured hiker made a shambling descent down the mountain.
Yaralı yürüyüşçü dağdan sendeleyerek indi.
The old building had a shambling appearance, with ivy growing up the walls.
Eski binanın duvarlarda sarmaşıklar tırmanmış, sendeleyen bir görünümü vardı.
The shambling creature lurked in the shadows, waiting for its prey.
Sendeleyen yaratık avını bekleyerek gölgelerde pusuya yatıyordu.
The zombie's arms swung loosely as it moved in a shambling manner.
Zombinin kolları, sendeleyerek hareket ederken gevşekçe sallanıyordu.
Soon there were also flagstones beneath his shambling feet, uneven, fractured stone that nonetheless caught the light of the lantern-sphere with strange opalescence.
Kısa süre sonra ayaklarının altında düzensiz, kırık ve tuhaf opalesansıyla fener küresinin ışığını yakalayan bayrak taşları da vardı.
Kit was a shockheaded shambling awkward lad with an uncommonly wide mouth, very red cheeks, a turned-up nose.
Kit, başı şoklu, sendeleyerek yürüyen, sakar bir delikanlıydı; alışılmadık derecede geniş ağzı, çok kırmızı yanakları ve yukarı doğru dönük bir burunu vardı.
The zombie was shambling towards the group of survivors.
Zombi, hayatta kalanların grubuna doğru sendeleyerek ilerliyordu.
He walked with a shambling gait, his feet dragging on the ground.
Ayakları yere sürüklenerek sendeleyerek yürüdü.
The old man shuffled along in a shambling manner.
Yaşlı adam sendeleyerek yavaşça ilerliyordu.
The drunk man stumbled out of the bar in a shambling state.
Sarhoş adam sendeleyerek bardan çıktı.
The monster's movements were slow and shambling.
Canavarın hareketleri yavaş ve sendeleme şeklindeydi.
She watched the shambling figure approach with trepidation.
Sendeleyen figürün yaklaşımını korkuyla izledi.
The injured hiker made a shambling descent down the mountain.
Yaralı yürüyüşçü dağdan sendeleyerek indi.
The old building had a shambling appearance, with ivy growing up the walls.
Eski binanın duvarlarda sarmaşıklar tırmanmış, sendeleyen bir görünümü vardı.
The shambling creature lurked in the shadows, waiting for its prey.
Sendeleyen yaratık avını bekleyerek gölgelerde pusuya yatıyordu.
The zombie's arms swung loosely as it moved in a shambling manner.
Zombinin kolları, sendeleyerek hareket ederken gevşekçe sallanıyordu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir