uncongealable substance
katılaşmayan madde
uncongealable liquid
katılaşmayan sıvı
uncongealable mixture
katılaşmayan karışım
uncongealable material
katılaşmayan malzeme
uncongealable solution
katılaşmayan çözelti
uncongealable foam
katılaşmayan köpük
uncongealable gel
katılaşmayan jel
uncongealable paste
katılaşmayan macun
uncongealable emulsion
katılaşmayan emülsiyon
uncongealable product
katılaşmayan ürün
the mixture was uncongealable, leaving a watery residue.
karışım katılaşamazdı, berrak bir tortu bırakıyordu.
his emotions seemed uncongealable, constantly shifting.
duyguları katılaşmaz görünüyordu, sürekli değişiyordu.
the scientist noted that the substance was uncongealable at low temperatures.
bilim insanı, maddenin düşük sıcaklıklarda katılaşmadığını fark etti.
despite the cooling process, the gel remained uncongealable.
soğutma işlemine rağmen jel katılaşmaz kaldı.
her thoughts were uncongealable, flowing freely in her mind.
düşünceleri katılaşmaz, zihninde özgürce akıyordu.
the artist's creativity felt uncongealable, bursting with ideas.
sanatçının yaratıcılığı katılaşmaz görünüyordu, fikirlerle doluydu.
the uncongealable nature of the liquid made it difficult to handle.
sıvının katılaşmayan yapısı, onu kullanmayı zorlaştırıyordu.
in the experiment, the uncongealable mixture produced unexpected results.
deneyde, katılaşmayan karışım beklenmedik sonuçlar verdi.
his plans seemed uncongealable, always changing at the last minute.
planları katılaşmaz görünüyordu, her zaman son anda değişiyordu.
the uncongealable state of the solution required further analysis.
çözeltinin katılaşmayan durumu daha fazla analiz gerektiriyordu.
uncongealable substance
katılaşmayan madde
uncongealable liquid
katılaşmayan sıvı
uncongealable mixture
katılaşmayan karışım
uncongealable material
katılaşmayan malzeme
uncongealable solution
katılaşmayan çözelti
uncongealable foam
katılaşmayan köpük
uncongealable gel
katılaşmayan jel
uncongealable paste
katılaşmayan macun
uncongealable emulsion
katılaşmayan emülsiyon
uncongealable product
katılaşmayan ürün
the mixture was uncongealable, leaving a watery residue.
karışım katılaşamazdı, berrak bir tortu bırakıyordu.
his emotions seemed uncongealable, constantly shifting.
duyguları katılaşmaz görünüyordu, sürekli değişiyordu.
the scientist noted that the substance was uncongealable at low temperatures.
bilim insanı, maddenin düşük sıcaklıklarda katılaşmadığını fark etti.
despite the cooling process, the gel remained uncongealable.
soğutma işlemine rağmen jel katılaşmaz kaldı.
her thoughts were uncongealable, flowing freely in her mind.
düşünceleri katılaşmaz, zihninde özgürce akıyordu.
the artist's creativity felt uncongealable, bursting with ideas.
sanatçının yaratıcılığı katılaşmaz görünüyordu, fikirlerle doluydu.
the uncongealable nature of the liquid made it difficult to handle.
sıvının katılaşmayan yapısı, onu kullanmayı zorlaştırıyordu.
in the experiment, the uncongealable mixture produced unexpected results.
deneyde, katılaşmayan karışım beklenmedik sonuçlar verdi.
his plans seemed uncongealable, always changing at the last minute.
planları katılaşmaz görünüyordu, her zaman son anda değişiyordu.
the uncongealable state of the solution required further analysis.
çözeltinin katılaşmayan durumu daha fazla analiz gerektiriyordu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir