| Plural | uprisings |
violent uprising
şiddetli ayaklanma
mass uprising
kitlesel ayaklanma
political uprising
siyasi ayaklanma
peaceful uprising
barışçıl ayaklanma
There was an uprising in the capital city last night.
Saray şehrinde dün gece bir ayaklanma yaşandı.
The citizens organized an uprising against the oppressive regime.
Vatandaşlar, baskıcı rejime karşı bir ayaklanma organize etti.
The uprising was quickly suppressed by the military forces.
Ayaklanma, askeri güçler tarafından hızla bastırıldı.
The rebels used social media to coordinate the uprising.
Ayaklanmacılar, ayaklanmayı koordine etmek için sosyal medyayı kullandı.
The uprising spread to neighboring towns and cities.
Ayaklanma, komşu kasaba ve şehirlere yayıldı.
The government declared a state of emergency in response to the uprising.
Hükümet, ayaklanmaya yanıt olarak olağan durum ilan etti.
The uprising was fueled by widespread dissatisfaction with the ruling party.
Ayaklanma, iktidar partisiyle yaygın hoşnutsuzluktan beslendi.
The leaders of the uprising were arrested and put on trial.
Ayaklanmanın liderleri tutuklandı ve yargılanmaya başlandı.
The uprising resulted in significant changes to the political landscape.
Ayaklanma, siyasi tabloyu önemli ölçüde değiştirdi.
The students played a key role in the uprising against the corrupt government.
Öğrenciler, yolsuz hükümete karşı ayaklanmada önemli bir rol oynadılar.
violent uprising
şiddetli ayaklanma
mass uprising
kitlesel ayaklanma
political uprising
siyasi ayaklanma
peaceful uprising
barışçıl ayaklanma
There was an uprising in the capital city last night.
Saray şehrinde dün gece bir ayaklanma yaşandı.
The citizens organized an uprising against the oppressive regime.
Vatandaşlar, baskıcı rejime karşı bir ayaklanma organize etti.
The uprising was quickly suppressed by the military forces.
Ayaklanma, askeri güçler tarafından hızla bastırıldı.
The rebels used social media to coordinate the uprising.
Ayaklanmacılar, ayaklanmayı koordine etmek için sosyal medyayı kullandı.
The uprising spread to neighboring towns and cities.
Ayaklanma, komşu kasaba ve şehirlere yayıldı.
The government declared a state of emergency in response to the uprising.
Hükümet, ayaklanmaya yanıt olarak olağan durum ilan etti.
The uprising was fueled by widespread dissatisfaction with the ruling party.
Ayaklanma, iktidar partisiyle yaygın hoşnutsuzluktan beslendi.
The leaders of the uprising were arrested and put on trial.
Ayaklanmanın liderleri tutuklandı ve yargılanmaya başlandı.
The uprising resulted in significant changes to the political landscape.
Ayaklanma, siyasi tabloyu önemli ölçüde değiştirdi.
The students played a key role in the uprising against the corrupt government.
Öğrenciler, yolsuz hükümete karşı ayaklanmada önemli bir rol oynadılar.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir